beyoglu_clip_image002Beyoğlu, İstanbul’un Avrupa yakasında bulunan ilçelerinden biridir. Kuzeyi Şişli, Beşiktaş ve Kağıthane ilçeleriyle çevrili, diğer yönlerden Haliç’e ve Boğaziçi’ne dayanan 8,76 kilometrekarelik bir alandır. Köy yerleşimi olmayan ilçe 45 mahalleden oluşmaktadır.

Beyoğlu, İstanbul’un Avrupa yakasındadır. İstanbul’un ilk yerleşim yerlerinden biridir. “Karşı yaka” anlamına gelen “Pera” adıyla bilinmektedir. Tarihte Beyoğlu sınırları içindeki Galata, Bizans döneminde daha çok Cenevizliler’in yaşadığı bir bölgeydi. Galata’dan gelen hristiyanlarla yabancıların, elçilikler dolaylarına ve o zamanlar “Grand Rue de Pera” denilen İstiklal Caddesi boyunca yerleşmesiyle Avrupa kenti görünümünde bir yerleşme olarak ortaya çıktı. Fransız ve Venedik elçilikleri ile onların çevresinde yerleşmiş Fransisken misyonerleri yerleşmenin çekirdeğini oluşturuyordu. Böylece, İstanbul içinde farklı bir topluluk 17. yüzyılda gelişmeye başladı.

Beyoğlu’nda 1860-1864 arasında Aşıklar ve Ayazpaşa mezarlıkları kaldırılmış, Galata surları yıktırılmış, yeni caddeler ve sokaklar açtırılmış; yangınların önlenebilmesi için ahşap bina yapımı yasaklanmıştır. Galatasaray’ı Beyoğlu’na bağlayan ve dünyada yeraltında yapılan raylı ulaşım denemelerinin ilk örneklerinden olan Tünel 19. yüzyılın ikinci yarısında 1873’te Beyoğlu’nda tesise

Beyoğlu adının tarihi

Beyoğlu adının ortaya çıkışına ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birisine göre; Beyoğlu adı, Fatih Sultan Mehmet zamanında Pontus prenslerinden Aleksios Komnenos’un islamiyeti kabul ederek burada oturmasından kaynaklanır. İkincisine göre ise; burada oturan Pontus prensi değil, Kanunî zamanındaki Venedik elçisi Andre Giritti’nin oğlu Luigi Giritti’dir. Türkler’in “Bey Oğlu” diye andıkları bu adam, elçinin bir Rum kadınla evlenmesinden dünyaya gelmiştir. Oturduğu konak da Taksim yakınında bir yerdedir. Diğer birine göre ise; Kanunî Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik elçisine yazışmalarda Beyoğlu dendiği için bu semt de Beyoğlu adını almıştır. Pera adı, 1925’de resmi yazışmalardan çıkarıldıktan sonra gittikçe unutulur hale gelmiş, buna karşılık Beyoğlu adı güç kazanıp bölge anlamında da yaygınlaşmıştır. Pera, Bizans dönemindeki İstanbul’un sonradan gelişen yerleşim yeri olmuştur.

Beyoğlu İstanbul’un en İstanbul kokan ilçesi olarak tanımlanabilir, kozmopolit teriminin hayat bulduğu yerdir. İstiklal Caddesi ve çevreindeki sokaklar yalnızca Beyoğlu’nun değil İstanbul’un da merkezi sayılabilir. Ayrıca kılık, kıyafet, yaşam tarzı ve binalar açısından bütün halinde Türkiye ölçeğinden farklı bir yaşam ve görüntünün asıl yoğunluk kazandığı yerdir. Mimarisi de öteden beri batılı tarzda gelişmiştir.Beyoğlu ve çevresinde İstanbul’un diğer yerlerinden daha çok sayıda kilise ve sinagog da bulunmaktadır. Bölgedeki diğer önemli yerlerden bazıları aşağıda belirtilmiştir ;

dilmiştir. 1913’te ise Beyoğlu-Şişli arasında elektrikli tramvaylar hizmete girmiştir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçildiğinde de Beyoğlu’nun yerleşme alanı Teşvikiye ve Maçka’dan Beşiktaş’a, Şişli ötelerine, Haliç ve Boğaziçi yamaçlarına uzanmış, bu gelişme ile konutlar yavaş yavaş iş yerlerine dönüşmüştür. Osmanlı döneminde adı Cadde-i Kebir iken Cumhuriyetten sonra adı İstiklal Caddesi olan ana yol, mağazalar, bankalar, kahvehaneler, tiyatrolar, sinemalar, pastaneler ve eğlence yerlerini açılması ile gelişmiş ve bu gelişme ile yaşanan yerleşim yoğunluğu Halaskargazi Caddesinden Şişliyle kadar uzanmıştır.

 Beyoğlu’ndaki önemli yapı ve yerler

TaksimAğa Camii, Karaağaç Tekkesi, Arap Camii, Giresunlu Tekkesi, Atatürk Kültür Merkezi, CihangirCumhuriyet Anıtı, Çiçek Pasaji, Galata Kulesi, Galatasaray Lisesi, Galatasaray Hamamı, Galatasaray Müzesi, Serpuş Han, Osmanlı Bankası, Üç Horan Ermeni Kilisesi, Saint Antuan Kilisesi, Kırım Kilisesi, Galata Mevlevihanesi, Elhamra Han, Pera Palas, Tünel, Terziler Sinagogu, Balık Pazarı, Alman Sarayı(Konsolosluk), İngiliz Bahriye Hastanesi

Beyoğlu Pasajları

Afrika Pasajı (1905), Anadolu Pasajı (1910), Rumeli Pasajı, Emek Pasajı, Beyoğlu Pasajı, Atlas Pasajı, Halep Pasajı, Çiçek Pasajı (Cite de Pera), Aznavur Pasajı, Hacopulo (Hazzopulo) Pasajı, El-Hamra Pasajı, Suriye Pasajı, Avrupa Pasajı

Beyoğlu, İstanbul’un gözbebeği. On milyonu aşkın İstanbullunun, Bir gün Değilse başka bir gün, vesile yaratıp uğramadan, havasını solumadan yapamadığı belki de tek semtimiz. Taşradan İstanbul’a uğrayıp gelenlerin Beyoğlu’na yolunun düşmemesi düşünülür müş Taksim meydanından Tünel Meydanı’na, yukarılardan aşağılara, Tarlabaşı’na veya Kasımpaşa’ya, Çukurcuma’dan Tophane’ye, Bankalar Caddesi’ne ve Galata’ya boy veren pek çok güzergahında, Beyoğlu’nun herkesin geçmişinde önem taşıyan bir, birkaç köşesi muhakkak olmuştur.

Ülkenin 150 yıllık çağdaşlaşmaya yönelik hayatının merkezidir. Oteliyle, pastanesi kahvesiyle, lokantası aşeviyle, her kuşaktan yerli ve yabancı gezginlerin mıknatıs gibi kendisine çekmiştir. Camisi, kilisesi, havrası farklı inançların iç içe barınmasını mümkün kılan bir hoşgörü atmosferi yaratmıştır. Geçmişten beri kültürün ve sanatın bütün damarlarının Beyoğlu’na çıktığı görülür: Sinema, tiyatro, opera, sanat galerileri, kitapevleri, festivaller ve bienal meraklılarını buraya toplar.

Beyoğlu, kendini yeniliyor. Geçirdiği onca yangının küllerinden anka gibi her seferinde yeniden doğmayı nasıl başarmışsa, şimdi de, yöneticiyle hemşeri el ele, çağdaş bir çehre kazandırmanın yolunu hızlı adımları kat ediyorlar. Beyoğlu 1857-2007, geçmişlerini iyi tanıyanların geleceklerini de doğru hazırlayabilecekleri düşüncesinden hareketle hazırlanmış bir albüm. Beyoğlu tutkunları için bir seyir defter.

Ahmet Misbah Demircan
Beyoğlu Belediye Başkanı